Yaşamın ve insanın dinamiklerine dair

“Dünyaya geldiğim anda” der Aşık Veysel, Dünyaya geliyoruz gerçekten.. İki kapılı bir handa süren bir yolculuk….İnsanın Dünya yolculuğu konusu insan olan tüm bilimlerin ortak konusu olarak farklı boyutları ile ele alınmakta ve giderek daha geniş bir bakış açısı ve derinliklerde insanı ve yaşamı anlamayı başarıyoruz. İnsan kim olduğunu bilmeye ihtiyaç duyan bir varlık. Tüketim odaklı yaşam tarzını getiren tüm reklam ve kültürel dayatmalara karşın artık birçok kişi giderek artan bir farkındalık ile kim olduğunu ve yaşamının amacını sorgulamaya başlıyor. Bu da aşağıdaki ana başlıklardaki bilgi ve bakış açılarını anlamamızı, içselleştirmemizi ve bunlara bağlı olarak yaşamımızı yeniden dönüştürmemizi gerektiriyor. Aşağıdaki saptamaların her birinin boyutunu ve ne denli önemli olduğunu anlamamız bilgi düzeyinden deneyim ve farkındalık düzeyine ulaştıkça şaşkınlığımız ve hayranlığımız artıyor.

Birincisi insan fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal bir bütünlük halindedir. Bu bir hücrenin bilgi ve deneyiminin tüm diğer hücrelerce de paylaşılması anlamına gelir. Yani mesela bir çocuğa iğne yapıldığı zaman bu sadece fiziksel bir deneyim değil, hatta yalnızca iğne yapılan bacağa ait bir deneyim de değil. Her çocuğun bu deneyimden algıladığı ve tepkisi de farklı… Üstelik yaşamının daha sonraki yıllarına da taşıyacağı bir deneyim bu ve aslında bizim şu anki bedenimizde önceki yıllarda yaşadığımız anılarımız da saklı…

İkinci önemli bilgi “İnsan anne karnında iken ve henüz hiçbir Protecter_by_isisandwolfdeneyimi ve tanışması yok iken de atalarına dair bilgi ve deneyimleri taşımakta”. İnsan nefesini, kanını ataları aracılığı ile alarak ve sonraki kuşaklara aktararak Dünya deneyimine katkıda bulunmaktadır. Dolayısı ile insanın kendini bilmesi aynı zamanda bağlı olduğu geniş aileye bağlanması ve kabülünü de içermektedir.

Üçüncüsü Dünyaya gelişimiz tek kişilik bir yolculuk olsa da diğer insanlar ile birlikte yürüyor etkileşiyoruz. Bir insan topluluğunun deneyiminin tüm insanlığa nasıl mal olabildiğini gösteren çalışmalar giderek artıyor. Televizyonda seyrettiğimiz bir haberden aldığımız bilgiye ya da dizideki duygusal duruma bizim sistemimiz tıpkı biz yaşamışız gibi tepki veriyor. Ayrıca tek tek sınırlara çekilmiş ülkelerde yaşıyor olabiliriz. Kendimizi bir dine ait, diğer dinlerdeki insanlara uzak hissedebiliriz ama bu onların acısına biz bedensel ve ruhsal olarak da uzak kalabiliyoruz demek değil. Yani bir “öteki” yok. Bu aynı zamanda birbirimizindeneyimlerinden de öğreniyor olmamız demek. Yani Güney Afrika’da artık savaşmanın dışındaki bir çözüme ulaştığımızda veya Ruanda’da insanlar birbirlerini dinleyebilecekleri ve anlayabilecekleri yapılanmalar oluşturup, sadece kendi acılarına bakmaktan uzaklaşıp bütün olana bakabildiklerinde tüm insanlığın bu deneyimi kazanmış olması demek.

DördüncMy_tree_by_sugarcreamüsü bu hakikat coğrafi, iklimsel, bölgesel anlamda da geçerli. İnsan sadece kendi evini temizleyerek yaşayamaz. Japonya’daki nükleer sızıntı ülkemize de yağıyor. Lavabomuza döktüğümüz deterjanı artık ertesi gün satın alacağımız ya da tutacağımız balığın üstüne boca ettiğimiz net bir şekilde görülüyor. Kirlenen doğa ile aramızda bir sınır yok. Biz ve o balık aslında biriz. Dünya sonsuz sabırlı ve kabullenici bir anne gibi döktüğümüzü arındırmaya ve bizi beslemeye her devam ediyor. Ama artık insanların ruhsal hastalık bulgularının bu kirlenmeden dolayı da ortaya çıktığına dair araştırma kanıtları var. Üzerinde yaşadığımız ve harika gezegen ile bir ve bütün olduğumuzu da anlamaya gereksinimimiz var.

Daha sonra bu sayfalarda her bir ana konu ile ilgili daha geniş bilgiler vermeye çalışacağım. Çünkü şu anda kendi sistemimizde tüm bu deneyim ve etkileşimler süregitmekte ve her bir kişinin iyileşmesi bu kendi sistemini tanımaya dair sorumluluğunu almasına gerek duymaktadır. Üstelik başta da dediğim gibi bu konu son derece ilginç, merak ve hayranlık uyandırıcı ve dönüştürücüdür. Başlamak için küçük bir adım yeterli,  sonrası hep birlikte….

Sema İlhan

…………………………………………..
Şafağın sana söyleyecek sırları var,

Uykuya geri dönme,

Gerçekten istediğin şeyi sormalısın,

Uykuya geri dönme.

İki dünyanın birbirine tutunduğu kapının

eşiğinden insanlar girip çıkıyor,

Kapı dönüyor ve açılıyor,

Sakın uykuya geri dönme

Mevlana Celaleddin-i Rumi