Tıbbi çeşitlilik ve Birleştirici Sistemik Tıp

İnsan, bütünün bir parçasıdır…. (Ancak) kendisini düşüncelerini ve duygularını, diğerlerinden ayrı olarak deneyimler; bu, bilincin yarattığı bir çeşit optik yanılgıdır.

Albert Einstein, 22 Şubat 1950’de Robert S. Marcus a yazdığı yazı.

 

Bu gün tıp dediğimizde artık çeşitlilik söz konusu, pek çok kişi için hangi tıbbı kastediyor olduğumuz oldukça önemli bir merak konusu olabiliyor. Hatta ülkemizde ile çeşitli araştırmalarla da gösterildiği gibi kişiler hasta olduklarında sağlık sistemince önerilen tedavileri alıyor, beraberinde de alternatif veya tamamlayıcı tıp olarak adlandırılan ve eğitimli kişilerce sunulan tedaviler veya yerel düzeyde atadan toruna ocaklardan geçen uygulamaları kullanmaktalar. Bu tedaviler arası etkileşim ve öncelik gibi konularda hasta kontrolünde ve komşu önerileri ile sürdürülmekteler.

Şimdi alternatif sözcüğü söz konusu olduğunda batı tıbbı uygulamacılarının doğu tıbbı uygulamalarını alternatif olarak adlandırdıklarını biliyoruz ancak geleneksel tıbbi sistemlerin uygulamacılarının batı tıbbını alternatif olarak adlandırdıklarına da şahit oldum. Dolayısı ile bu tür adlandırmalar bir filin neresini tuttuğunu anlatan körlerin hikayesinde olduğu gibi durduğunuz noktadan hissedebildiğimiz ve görebildiğimiz ile sınırlı olabilir.
Bugün Batı tıbbı veya Modern tıp olarak ta adlandırılan tıbbi sistem giderek çok daha küçük uzmanlık alanlarına ayrılmakta ve hayretle okuduğuma göre bu sayı yaklaşık olarak 1200 civarına ulaşmış. Tıp sistemlerden organlara ve hastalıklara değin pek çok kez ayrılmakta ve bazen bu ayrımların getirdiği zorlanmadan ötürü bazı disiplinler bir araya gelerek özellikle araştırma ve mezuniyet sonrası eğitim amaçlı yeni bilim dalları oluşturmaktalar. (örneğin psikonöroimmunobiyoloji )

İnsanların sosyal varlıklar olarak bir araya yaşamaya başladığı zamanlara dek uzanan bir tıp öyküsü olduğu çok açık. Ancak sağlık ve hastalığı ele alış felsefesi ve uygulamaları ile bütüncül tıbbi sistemleri yaklaşık 5000 yıl öncesine dek uzanmaktalar. Bunların en eskilerinden olanlardan Ayurveda (Hint Tıbbı) Uygur Tıbbı, Tibet Tıbbı, Çin Tıbbı, Moğol Tıbbı gibi farklı adlarla adlandırılarak günümüze kadar gelmiş tıbbi sistemdir. Ortak özellikleri elementler (Sim) üzerine temellenen bir felsefi tıbbi temele oturmaları ve nabız muayenesi gibi ortak muayene ve tanı, tedavi yaklaşımları geliştirmiş olmalarıdır. Bu yakınlık öylesine ki binlerce yıl sonra bu gün bile Tibet Tıbbında hekim Amçi (Amchi) Uygur Tıbbında Emçi (Emchi) ismi ile çağrılmaktır. Bu Doğu Tıbbı dışında Amerikasına yerlilerinin, Afrika, Eskimo, Avustralya yerlilerinin kendilerine özgü ancak özünde insanı doğanın önünde değil bir parçası olarak ele alan tıbbi sistemleri vardır.

Bu gün pek çok alanda paradigmalarımızın sorgulandığı, yıkıldığı, farklı bakma ve görme çağına girmiş bulunuyoruz. Keşiflerimizle gelişen teknoloji bizi hücrenin, atomun ve kozmosun en uzak bölgelerine dek götürebilmektedir. Aynı zamanda ne kadar uzak ve bağımsız olursa olsun insanın kendi ataları ile bedensel bir bütünlük içinde sistemik bir varlık olduğuna dair bilgilerde fenomenolojik olarak kendini göstermektedir. Bu deneyimler ile Tıbbi sistemler de Tamamlayıcı, İntegratif, Holistik (bütüncül) gibi yeni alanlar tanımlayarak artık tıp fakültelerinde ve diğer basamaklarda öğrencilere, hastalara sunulmakta. Bilginin, deneyimin, insanların hızla dolaşabildiği müthiş bir etkileşme ve açıklık çağındayız. Sanki duvarlar yıkılıyor, ışık çoğalıyor ve temas artıyor. Ve aslında önemli olan nedir? sorusu yanıtlamamızı ve uyanmamızı acil bir şekilde dayatıyor. İnsanın diğer canlılar ve gezegeni ile ne denli bir ve bütün olduğu inkar edilemez bir hakikat olarak ortada iken Tibet Tıbbında da tanımlandığı gibi insan açgözlülük, hırs ve cehaleti (bildiğimiz anlamda değil-kendini bilmeme anlamına yakın) ile yakınları, toprağı, gezegeni ile bağlantısını koparmış durumdadır.

Tüm bu çok kısa konu başlıkları yanında başka pek çok gerekçe ile de şimdi aldığım tüm tıbbi eğitimleri Birleştirici Sistemik tıp başlığı ile anmayı ve burada bu konu ile ilgili bilgileri paylaşmayı hedefledim. Birleştirmekten kastım koruyucu ve onarıcı sağlık yaklaşımlarını, bireyin ailesi ve atasal sistemi ile bağlarını, beden zihin ve ruh olarak insanın içsel dinamiklerini ve ona ait geçmiş, şimdi ve geleceği, insanın yaşadığı dünya ve diğer varlıklar ile ilişkisini, rüya ile uyanıklığı, insan yararı öncelikli varolan tıbbi sistemleri birleştirmeye, birleştirilmiş uygulamalardan örnekler vermeye gayret edeceğim.

Fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak bir ve bütünüz. Ayrılık bir yanılsamadır. Bu ayrılık duygusunun yarattığı sonuçları her gün bedenimizde ve yaşamımızın her alanında deneyimlemekteyiz. Doğanın harika yaşamı işleyişini ve kendi kendini iyileştirme ve dengeye gelme gücü içeren doğamızı anlamalıyız.

Yaşam bir yolculuktur. Kendinizle ve sisteminizle bütün olmaya ve birliğe doğru …. Ve aslında her birimiz kendimizi iyileştirme gücü ve sorumluluğuna sahibiz … Yolu yürürken seçimleriniz size ait olacaktır ancak gittiğiniz yönü aydınlatacak bir fener ve eşlik eden insanlar ve daha önceden yürünmüş yollar yolculuğu daha iyi yapmanıza yardım eder. Bir arada yapabiliriz…

Daha iyi bir Dünyada yaşamak için,

 

Dr Sema İLHAN