İNSAN VE GÖLGESİ

Gölgem kayboldu,

gönlüm dolunca,

…………………………………………………..

İnsandan bahsettik ve tabii insanın gölgesi olan bir varlık olduğunu da konuşmamız gerekir. Gölge, insanın kendinde göremediği veya görmek istemediği ve bu yüzden bilincinin dışında kalan,red edilmiş tüm gerçeklerinin toplamıdır ( Bu kavramı Carl Gustav Jung ortaya atmıştır.) İnsanın göremediği gölgesi başkaları ile ilişkilerine de düşer. O yüzden insan kendini insanda tanır. İnsanın kendinde olduğunu düşünmediği özellikleri başkalarına yansıtması çok ironktir. Gölgesinde yer alan tüm düşünceleri, dünyada yer alan ortak bir kötü düşüncesine yansıtarak bunlardan kaçınır. Hoşlanmadığı ve istemediği her şeyi kendi gölgesine yönlendirir. Böylece gerçekliğin bir yönünü ve başarılı olamadığı olayları red eder. Red ettiğimiz her şey kendini tekrar tekrar bize gösterecektir. daha büyük bir korkuyla ondan kaçtıkça tüm dünya onun önün bu konu ile ilgili olayları tekrar tekrar serecektir. İnsan tüm hastalıkların kaynağını kendisinde bulmaktan korku duyar. İnsan ironik bir şekilde aslında kendine vakit ayırmaktan ziyade başkaları ile meşgul bir canlıdır. Kendi gerçeğimiz ile yüzleşmenin acı veren yanları vardır ve uzun bir süre kendi gölgemizden kaçmaya gayret ederiz. oysa gölgemiz hep peşimizdedir.

Gölgemizle buluşmamızı engelleyen bir başka şey yaratmış olduğumuz sahte egodur. Kendimiz sandığımız şey. Oysa insanın tüm yaşamı özüne doğrudur ve bizim de ötemizdeki daha büyük hakikate. Çünkü insan salt kendi başına bir canlı değildir. İnsan sosyal, sistemler içinde bir canlıdır. Asıl kendimiz özümüz kim olduğumuzu bilir. sabırlıdır, sessizlikte ve içimize döndüğümüzde bize usulcacık fısıldar. Bu fısıltıyı kaçırdığımızda bedenimiz konuşmaya başlar. O yüzden her bedensel semptom ve hastalığın anlamamız gereken bir mesajı vardır. Asıl hastalık nedeni çevresel veya mikrobik olmanın ötesinde içimizde işleyen bu dinamiğin yaşam enerjimizi zayıflatmış olmasıdır. Öyleyse kendimizi bütüncül olarak ele alabilmek için öncelikle gölgemizle tanışmaya, tüm hallerimizle kendimizi kabul edebilmeye, kendi hakikatimize uyanabilmeye gereksinimimiz vardır. Bir kez uyanmış olanların yani aydınlanmış dediklerimizin artık gölgesi yoktur..

Ve bu kişiler başkalarına yansıtmaktan özgürleşmişlerdir. Herkese ve herkese karşı derin bir hoşgörü geliştirmişlerdir. ..

Onlarla olmaktan biz de huzur buluruz…

Öncesinde kendimize karşı samimiyet, farkındalık, açıklık, kabul ve hoşgörüye ihtiyaç olacaktr tabii…

Dr. Sema İLHAN

kaynaklar, okuma önerileri
* Hastalık iyilşmeye giden yoldur. Thorwald Dethlefsen , Rudiger Dhalke
* Işığı arayanların Karanlık Yanı , Debbie Ford